FETÖ mücadelesi nereye gidiyor?
Tarih: 20.7.2017 13:43:16 / 8853okunma / 0yorum
Salih ÜLGEN

Hatırlayalım. 15 Temmuz öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cemaat görünümlü bu yapıyı “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” şeklinde tanımlayarak iyi niyetli bir şekilde cemaatin içinde bulunanları hainlerden ayırıyordu. Mücadelenin en hareketli günlerinde bile söylemleri ibadet kısmındakileri kazanmaya yönelikti. Onlara uyarılarını kardeşlerim diyerek yapıyordu. Örnek vermek gerekirse HAK-İŞ Genel Kurulu´ndaki konuşmasında şunları söylemişti;

“Ben şimdi tabanı ibadet olan o kardeşlerime sesleniyorum. Sizin tavanınızdakiler, bu ülkede biz sırtımızı PKK´ya dayıyoruz diyenlerle, acaba siz nasıl beraber olabiliyorsunuz? Onlarla beraber nasıl yürüyebiliyorsunuz?”

Gönül isterdi ki FETÖ ile mücadele kapsamındaki yargılamalarda da bu tanımdan ve tavırdan ilham alınsaydı. Keşke Erdoğan´ın yaptığı o iyi niyetlilerle kötü niyetliler ayrımını yargı mensuplarımız da yapabilselerdi. Bugünkü gidişata baktığımızda ise tam tersi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. İsterseniz tam da burada Şehit Halil Kantarcı´nın eşi Ayşe Hanım´a kulak verelim:

“…şimdi ibadet kısmı tabir edilen bir sürü iyi niyetli, kandırılmış insanın canını yakacaklar. O ihanet kısmı tabir edilen ensesi kalınlara hiç bir şey olmayacak demiştim herkese. Ne olurdu beni haksız çıkarsaydınız? Bir sürü insanı okulunda okumuş, sohbetine gitmiş, bir şekilde ilişmiş diye işinden gücünden ettiniz, ceza evlerine attınız hatta hiç ilgisi olmayan insanları bile mağdur ettiniz fakat esas zalimlere hiç bir şey olmuyor. Madem zalimleri cezalandıracak gücünüz yok, o zaman masumları bırakın gitsinler, onların çocukları mağdur olmasın. Her yere çöreklenmiş ama siyasete ve siyasi yakınlarına bulaşmamış olan FETÖ´yü ve onlara mensup hakiki zalimleri İlahi adalete bırakırız, önümüze bakarız. Tutmayacağınız ya da tutamayacağınız sözler vermeyin, yaramıza tuz basmayın.”

Geldiğimiz noktanın hiç de iç açıcı olmadığını görmemiz gerekiyor. Terör örgütünün ticaret ve ihanet kısmında olup da tutuklananların mahkemedeki pişkinliklerine de, bazılarının tahliyelerine de hep birlikte şahit oluyoruz. Tabi bunlardan daha önemlisi ve daha sinir bozucusu devlet içinde henüz tespit edilemeyen FETÖ kadrolarının hâlâ operasyon yapabiliyor olmaları. Operasyon derken öyle birkaç evrak kaybedip delil karartmalardan bahsetmiyorum. Darbenin öncesinde devletin tüm organlarına sızabilmiş, darbe sonrasında devletin tüm kadrolarını belediye başkanlarına varıncaya kadar belirlemiş, attığı ve atacağı her adımı gayet iyi planlayan profesyonel, organize bir terör örgütüyle karşı karşıyayken art arda yaşadığımız kazaları alelade kazalar şeklinde değerlendiremeyiz. 

İlk olarak Denizli Başsavcımız Mustafa Alper trafik kazası(!) kurbanı oldu. Başsavcımız Mustafa Alper asrın fitnesi ve işbirlikçisi FETÖ ile kararlılıkla mücadele ediyordu. Cesareti, feraseti, çalışkanlığı ve mücadele azmi son derece yüksek olan Alper, FETÖ´nün darbe girişimi gecesi de büyük bir sorumluluk almış, darbeci askerleri bizzat kendisi sorgulamış ve şüphelilerden bazıları tutuklanmıştı. FETÖ´nün darbe girişiminde bulunan askerler hakkındaki ilk iddianameyi de hazırlayarak darbeci askerleri hakim karşısına çıkaran ilk başsavcıydı, kentte 250´ye yakın soruşturma açılmasını sağlamıştı.

Gariptir, bu kazadan çok kısa bir süre sonra Denizli´de tutuklanan işadamlarına tahliyeler geldi. Garip dedim ama sanki o kadar da garip değil. Görüldüğü üzere FETÖ hâlen amiyane tabirle memlekette istediği gibi at oynatabiliyor. İstediği operasyonu istediği şekilde yapıyor, dahası bunu istediği şekilde kamuoyuna lanse ettirebiliyor. Başsavcımızın acı haberi ilk geldiğinde, yani olay henüz tazeyken Cumhuriyet Gazetesi´nin attığı ve mesaj gerekli yerlere ulaştıktan sonra değiştirdiği "İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan savcıyı kamyon biçti” başlığını editöryal bir hata zannetmek için bu dünyada yaşamıyor olmamız lazım.

Sonra Aydoğan Aydın Paşamızın şehadet haberini aldık. Aydoğan Paşa, Başsavcı Mustafa Alper´den farklı olarak helikopter kazası(!) kurbanı olmuştu. Bulunduğu helikopterin düşmesiyle şehit olan Aydoğan Paşa da tıpkı Mustafa Alper gibi FETÖ ile mücadele de etkili bir isimdi. 15 Temmuz´un efsane komutanıydı, darbe girişimi gecesi "Bir tek er dahi kışladan dışarı çıkmayacak" emrini veren komutandı. Tabi sadece FETÖ ile değil, aynı zamanda PKK ile de mücadelenin önemli isimlerinden biriydi. En son Kato Dağı´nda devam eden operasyonları yönetiyordu. Bu operasyonlarda, Türkiye´nin terörle mücadele tarihinde bugüne kadar ele geçirilen en yüksek miktarda silah ve mühimmat, PKK´nın kullandığı mağara ve barınaklarda ele geçirildi.

Bu olaylar bize bir ayna tutuyor ve o aynada sadece FETÖ ile mücadelemizdeki başarısızlığımızı görüyoruz maalesef. Gözümüzün önünde FETÖ ile samimiyetle mücadele eden sivil-asker bürokratlar kazara infaz ediliyor. Böylelikle yine planlı bir şekilde FETÖ ile mücadele etme gayretindeki sivil-asker bürokratlara gözdağı vermiş oluyorlar.

Şimdi…

17-25 Aralık emniyet/yargı darbe kalkışmasından sonra bir kaç emniyet müdürünü, 15 Temmuz askeri darbe kalkışması sırasında da 20-25 komutanı suçüstü yakalamakla inlerine girdiğimizi sandığımız Fetullahçı Terör Örgütü tüm bunları yapabiliyorken, devletimiz -aynen Ayşe Kantarcı Hanım´ın dediği gibi- işin ibadet kısmındakilerle meşgul.

Kelimenin tam anlamıyla manevi duyguları istismar edilmiş, teröristbaşı Gülen´in “İslam alimi” olduğuna inandırılmış, dinini öğrenmek için cemaatin sohbetlerine katılmış, cemaatin gezi-ziyaret gibi sosyal etkinliklerinde bulunmuş, rica üzerine gazete-dergi abonesi olmuş, Allah rızası için zekat-sadaka (himmet) vermiş insanlar bunlar. 15 Temmuz´daki canice bir kalkışmayla saygı duydukları hocaefendilerinin ve cemaatin nasıl bir ihanet şebekesi olduğunu görmüşlerdi zaten.

Suça karışmamış, sevap kazanma inancıyla bu yapının içinde bulunmuş insanlara pişman olma fırsatı verilemez miydi yani? Bu insanları kazanmak dururken hapse atmak, bu insanları zorla FETÖ saflarına itmek anlamına gelmiyor mu? Yoksa devletimizin gücü ve kabiliyeti sadece bu insanlara mı yetiyor?

Anlayamadığımız konular bunlarla da sınırlı değil. TBMM 15 Temmuz Araştırma Komisyonu´nda farkedilen ve raporda da zikredilen bu husus, nasıl oluyor da bizzat yargılamayı yapanlar tarafından farkedilemiyor? TBMM 15 Temmuz Araştırma Komisyonu Raporu´nun FETÖ ÖRGÜT TERMİNOLOJİSİ başlığı altındaki ilgili bölüm aynen şöyle:

Bizden Olanlar ve Bizden Olmayanlar: Örgütün en belirgin, en içsel, en mahrem ve en kesin ayrımı olup, kelimenin tam anlamıyla “takiyeci bir bölücülük, ayrımcılık ve kayırmacılık” esasına dayanır. Bizden Olanlar tabiri geniş bir daireyi kapsayan bir kodlama değildir. Örgüte himmette bulunmak vb. yollarla maddi manevi destek olmak, Bizden Olanlar dairesi içinde sayılmaya yetmemektedir. Bizden Olanlar, tüm hayatını ve her şeyini kayıtsız şartsız adamış bir vaziyette örgütsel yapı içerisinde görev alanları ifade eder.”

Yeterince açık bu tespitlerden haberdar mı acaba hakimlerimiz? Yargılamaları yaparken -en azından fikir edinmek amacıyla- TBMM 15 Temmuz Araştırma Komisyonu Raporu´nu inceleyip incelemediklerini merak ediyorum doğrusu. Başka bir merakım da şu; hakimlerimiz, 17/25 Aralık darbe girişiminin hemen sonrasında TUSKON Başkanı Rızanur Meral´in dönemin Başbakanı Erdoğan´a cevaben söylediği; “yakın gelecekte, kimlerin inlerde yaşadığını, kimlerin saklanacak in arayacağını, kimlerin müsvedde, kimlerin asıl olduğunu herkes görecek" sözlerini büyük bir coşkuyla ayakta alkışlayanları serbest bırakırken mi FETÖ ile mücadele ettiklerini düşünüyorlar, yoksa ceviz kabuğunu doldurmayacak sebeplerle insanları içeri attıkları zaman mı?

Hakimlerimize iyice tembihleyelim. Sakın bırakmasınlar vakti zamanında Bank Asya´da hesabı olanları, çocuklarını FEM´e göndermişleri, Fatih Üniversitesi mezunlarını, Sızıntı´ya abone olmuşları... Onları bırakırlarsa darbecilerle mücadele eden yargı mensuplarımızı ve askerlerimizi öldürürler sonra(!)

Anahtar Kelimeler: FETÖ, mücadelesi, nereye, gidiyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
KYK 3000 İşçi Alacak
KYK 3000 İşçi Alacak
KYK, 406´sı Engelli ve 330´u Eski Hükümlü Olmak Üzere 3000 işçi alacak
Diyanet´e 9 bin 500 kişi alınacak
Diyanet´e 9 bin 500 kişi alınacak
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ´Geçtiğimiz 6 ay öncesinde 3 bin Kuran kursu öğreticisi aldık. 6 bin imam aldık, 500 müezzin aldık. 9 bin 500 kişi. İnşallah önümüzdeki aylarda bir 9 bin 500 kişiyi daha kadrolarımıza katmış olacağız.´ dedi.
Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
İstanbul Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
İŞKUR 2 Bin 219 Personel Alacak
İŞKUR 2 Bin 219 Personel Alacak
İŞKUR, bin 78 büro personeli, bin 141 İMD olak üzere toplam 2 bin 219 sözleşmeli personel alacak.
KTÜ 15 Personel Alacak
KTÜ 15 Personel Alacak
Karadeniz Teknik Üniversitesi 15 Akademik Personel Alacak
Sözleşmeli 200 personel alacak
Sözleşmeli 200 personel alacak
Adli Tıp Kurumu sözleşmeli 200 personel alacak
Adalet Bakanlığı 14 bin 444 personel alacak
Adalet Bakanlığı 14 bin 444 personel alacak
Adalet Bakanlığı binlerce personel almak için ilana çıktı
Uludağ Üniversitesi Eleman Alacak
Uludağ Üniversitesi Eleman Alacak
O üniversite 149´u hemşire toplam 191 sağlık personeli alacak!
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 335 Sözleşmeli Personel Alacak
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 335 Sözleşmeli Personel Alacak
Göç idaresi personel alımı için ilana çıktı.
Tarım İşletmeleri sözleşmeli 150 personel alacak
Tarım İşletmeleri sözleşmeli 150 personel alacak
TARIM İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATINDA
Aile Bakanlığı 155 Personel Alacak
Aile Bakanlığı 155 Personel Alacak
Aile Bakanlığı, 20 ilde, proje kapsamında 155 personel alacak
Kara Kuvvetleri Uzman Erbaş Alacak
Kara Kuvvetleri Uzman Erbaş Alacak
Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Uzman Erbaş alım ilanı yayınladı
TÜM İLANLAR
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İstanbul
Bulutlu
Bugün
20 / 15 °C
Parçalı bulutlu
Cuma
21 / 14 °C
Parçalı bulutlu
Cumartesi
20 / 15 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.

Hz. Muhammed
-Bir çift ayakta 250,000 terbezi vardir. -Bir adim atmak icin 200 kasinizi kullanirsiniz.

İNSAN VÜCUDU
2007 Eski Pakistan başbakanı Benazir Butto, 8 yıllık sürgünün ardından döndüğü ülkesinde bombalı bir saldırıya hedef oldu. 126 kişinin öldüğü ve 248 kişinin yaralandığı saldırıdan Butto yara almadan kurtuldu.