Bayramı hak Ediş ve İdrak Sorunumuz.
Tarih: 6.7.2016 12:23:05 / 9789okunma / 0yorum
Ahmet Gürbüz

Bayramlar, bir toplumun ortak sevinçlerinin yaşandığı zaman dilimleridir.

Bayramlar, sevince konu olan şey ne ise o´nun vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirmiş şahısların aynı zamanda toplu bir şekilde ödüllerini aldığı zaman dilimlerinin adı değil midir?

Bayram gelir gelmesine de, bayramı var eden zaman dilimlerinde insan kendisine yüklenen sorumluluğun idrakinde olmayınca bayramı idrak edebilir mi ya da etmiş olabilir mi?

Güzel Türkçe´mizde bir deyim vardır; “Deliye her gün bayramdır”.

Akli yeterliliği olmayan dolayısıyla yapıp etmelerinden dolayı hiçbir cezai sorumluluğun kendisine yüklenemeyeceği, hayatı sorumsuzca yaşayan, sorumluluk üstlenme kabiliyetine sahip olmayan kimseler için mi her gün bayram denmek istenmiştir?

Şayet deliye her gün bayram ise, akıllıya, yüklendiği sorumluluklarını yerine getirdikten sonra bir mükâfat olarak yaşayabileceği sevincin adı olmuş olmuyor mu bayram?

Peki, akıllı geçinip de, sorumluluklarının farkında olmayan ya da o sorumluluklara sahip çıkmayan, bayramı bayram yapan değerlere yabancı hatta karşı olmakla birlikte kendini topluma uymak zorunda hisseden kimselerin bayram sevinci olabilir mi?

Deliye her gün bayram ise, akıllıya, sorumluluklarını yüklendiğinde elde edebildiği ve sorumluluğunu üstlendiği değerlere sahip olmanın, sorumluluklarını bihakkın yerine getirebilmenin verdiği mutluluk mu olmuş oluyor bayramlar?

İçinde yaşadığımız toplumun farklı değerleri vardır ve olmalıdır da. Farklı değerlere sahip olmak kötü bir şey değildir tam tersine büyük bir imkândır. Değerlerin farklılığı bir toplumun zenginliğinin de alametidir. Değerlerin farklılaştığı toplumda ancak saygı kendine yer bulabilir. Ötekinin olmasına ya da yaşamasına müsaade edemeyen inanç ya da fikirler toplumsal manada insanın kurdu dolayısıyla da düşmanıdır.

Bayramlar, inandığı değerlerin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirebilmiş kimselerin sevinç ve mutlukla yaşadığı ortak zaman dilimleri ise, farklı değerlere sahip olan kimselerin bu sevinçten pay alma hakları o toplumun değerlerine saygı duymak, saygı göstermek ile elde edilebilir.

Her düşüncenin, her inancın yani her bir dinin bayramları vardır. Müslümanların ise iki bayramları vardır; Ramazan ve Kurban bayramları. Yahudilerin, Roşaşana ve pesah. Hristyanların, Paskalya ve noel günleri gibi.

Dünya tarihi açısından farklılıklara tahammül ve bir arada yaşatabilme imkanını en iyi İslam ve dolayısıyla Müslümanlar sunabilmiştir. Hemen her dinden insanların özgürce yaşadığı İslam toprakları bütün farklı dinlere yaşama imkanı sunmuş ve farklılıklarını ifade etmelerine imkan tanımıştır.

20. yüzyıl başlarında işgal edilen ve sömürgeleştirilmeye çalışılan Müslüman topraklarında kurulan işbirlikçi devletler eliyle dönüştürülmek istenen İslam toplumu büyük bir zihni kırılmayı beraberinde yaşadı. Kendi değerlerine yabancılaşan insanlar, sanayileşmenin beraberinde getirdiği çarpık şehirleşme, gelir adaletindeki haksızlıklar, yasaklanan din, tarihi karalanan nesiller, aidiyet hissi baltalanmış ve bilgi kirliliği ile nereye ait olduğunun şaşkınlığını yaşayan yeni bir nesil türedi. Kendilerini Müslüman olarak tarif eden lakin İslamın İ sinden haberi olmayan, İslama ve Müslümanlara düşman nazarı ile bakan, her ortamda kendi değerlerini aşağılayan, hakaret eden, bilmediği tarihine yabancı hatta düşman nesiller yetişti.

 Dinini tehlike olarak gören bu toplum kesimi ait olduğu toplumun en önemli ibadetlerinden olan mübarek ramazan ayında oruç tutan Müslümanların bırakın oruç tutmalarına olan saygıyı oruçlarını değersizleştirmek hatta bozabilmek için her türlü gayreti sarf eder duruma geldiler.

Geçmişte Hristiyan ve Musevi toplumları mübarek ramazan ayında sokakta ve görünür yerlerde her türlü yeme içme faaliyetinde bulunmaz Müslümanlardan bazıları; Israrla yemelerini ve içmelerini istese de bir saygının gereği olarak yapmaz idiler. Bunu bir korkunun gereği olarak değil tam tersine saygının gereği olarak yapar idiler. Aynı şey Müslümanlar için de geçerli idi. Müslümanlarda onların kutsal günlerinde onların bayramlarını tebrik eder sevinçlerine ortak olur ve her türlü inançlarına saygı gösterirlerdi. Bayramlar bu saygı çerçevesinde bütün bir topluma malolur ve hemen her kes bu sevinci yaşar ve de ortak olurdu. Akıllılara bihakkın bayram olurdu. Tabi delilere her gün bayram!

Bayramların nasıl idrak edildiği değerlerle ilgili olduğu için o değerlere bağlı insanlar o değerlerin vaaz ettiği şekilde bayramlarını idrak ederler idiler. Şimdiki bayramların idrak ediliş şeklide içinde yaşadığımız değerler ya da değersizlikler ile ilişkili bir durumdur. Bayramların tatil formunda salt eğlence aracı olarak görülmesi içinde bulunduğumuz değer yozlaşmasının boyutlarını ve bayramların ruhunu yitirdiğini göstermektedir.

Deliye her gün bayram ise akıllıya sorumluluğunu üstlendiği değerlere sahip olmanın ve sahip olduğu değerlerin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmenin haklı sevincini yaşama günleri ise bayram, saygı duymadığı değerlerin akıllısı olanların bayram neyi olur?

Bayram, saygı duymayı bile bilenlerin, tahammül gösterebilenlerin, insan olma idrakine erişenlerin, Bir değere sahip olabilenlerin, içinde insanı yaşatma sevincini duyabilenlerin, karşılıksız verdiğinde mutlu, kudretli olduğunda adil ve mütevazı olabilenlerin hak ettikleri ve akıllıların bu özel günleri hak ettiklerinde yaşadıkları kutlu zaman dilimidir. Unutmayalım deliye her gün bayram.

Bayramınız bayram ola…

Anahtar Kelimeler: Bayramı, Ediş, İdrak, Sorunumuz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Biz müslümanlar neden bu haldeyiz? (27 Aralık 2015 - Pazar)
Sayfa:
KYK 3000 İşçi Alacak
KYK 3000 İşçi Alacak
KYK, 406´sı Engelli ve 330´u Eski Hükümlü Olmak Üzere 3000 işçi alacak
Diyanet´e 9 bin 500 kişi alınacak
Diyanet´e 9 bin 500 kişi alınacak
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ´Geçtiğimiz 6 ay öncesinde 3 bin Kuran kursu öğreticisi aldık. 6 bin imam aldık, 500 müezzin aldık. 9 bin 500 kişi. İnşallah önümüzdeki aylarda bir 9 bin 500 kişiyi daha kadrolarımıza katmış olacağız.´ dedi.
Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
İstanbul Eyüpsultan Belediyesi 25 zabıta memuru alacak
İŞKUR 2 Bin 219 Personel Alacak
İŞKUR 2 Bin 219 Personel Alacak
İŞKUR, bin 78 büro personeli, bin 141 İMD olak üzere toplam 2 bin 219 sözleşmeli personel alacak.
KTÜ 15 Personel Alacak
KTÜ 15 Personel Alacak
Karadeniz Teknik Üniversitesi 15 Akademik Personel Alacak
Sözleşmeli 200 personel alacak
Sözleşmeli 200 personel alacak
Adli Tıp Kurumu sözleşmeli 200 personel alacak
Adalet Bakanlığı 14 bin 444 personel alacak
Adalet Bakanlığı 14 bin 444 personel alacak
Adalet Bakanlığı binlerce personel almak için ilana çıktı
Uludağ Üniversitesi Eleman Alacak
Uludağ Üniversitesi Eleman Alacak
O üniversite 149´u hemşire toplam 191 sağlık personeli alacak!
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 335 Sözleşmeli Personel Alacak
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 335 Sözleşmeli Personel Alacak
Göç idaresi personel alımı için ilana çıktı.
Tarım İşletmeleri sözleşmeli 150 personel alacak
Tarım İşletmeleri sözleşmeli 150 personel alacak
TARIM İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATINDA
Aile Bakanlığı 155 Personel Alacak
Aile Bakanlığı 155 Personel Alacak
Aile Bakanlığı, 20 ilde, proje kapsamında 155 personel alacak
Kara Kuvvetleri Uzman Erbaş Alacak
Kara Kuvvetleri Uzman Erbaş Alacak
Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Uzman Erbaş alım ilanı yayınladı
TÜM İLANLAR
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İstanbul
Sağanak
Bugün
7 / 5 °C
Fırtına
Salı
6 / 4 °C
Fırtına
Çarşamba
8 / 3 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Dünyada bir garip veya bir yolcuymuş gibi yaşa

Hz. Muhammed
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır

CANLILARIN ÖZELLİKLERİ
1988 Cumhurbaşkanı Kenan Evren´in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis´te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.